25 Haziran 2010 Cuma

Aşk-ı Memnu - Veda

...aşkı arayan aşk hikayesi...

Dün gece Aşk-ı Memnu'nun final bölümü vardı.
her perşembe Kurtlar Vadisi sayesinde yarım yamalak izleyip haftasonları açığı kapatmaya çalıştığım ahlak kavramını yerle bir eden dizi dün gece nihayete erdi.
Dün sağolsunlar internete düşen görüntüler sayesinde bayağı bir fikir sahibi olduk ama izlemek gene de heyecanlıydı.
Düşündüm de keşke bütün diziler böyle tadında bırakabilmeyi başarsalar.
Ve söz finale gelince yer yer çok acıklıydı başından kaldırmadan izlettirdi.
Ama beni en çok yaralayan O ; zavallı, aşktan başka gözü hiçbir şey görmeyen Nihalin haliydi.
Ağladım mı.
Azıcık sulandı gözler.
E olsun ama canım o kadar da :))
(neden kayda aldım bu yazııyı ?
kaç gündür bütün milletin içine işlediler ya ben de içimi döktüm:))

24 Haziran 2010 Perşembe

hayat

Hayat ne kadar büyük sürprizlerle dolu Yarabbim.
Yarım saat önce sevgilim aradığından beri nefes alamıyorum sanki şoktayım.
Mutluluk ve gözyaşı gene karıştı.
Ne zaman karışmamayı becerebildiler ki :))
Ne zaman hah tamam şimdi düzene girdi herşey desem aklım karışmak zorunda mı benim dedin.
Güldüm iyi de bu senin şansın senin yazgın hep öyle olmuyor mu dedim.
İyi ama hep ikilemde kalmak zorunda mıyım dedin.
Gene güldüm.
Üstüne bir de ağladım.
Sonra nete girdim bir sürü resim baktım.
Yazılar okudum.

vereceğin karar ne olursa olsun ben hep yanındayım...
hep beraberiz...
seninle gurur duyuyorum sevgilim...
hayırlısı...

22 Haziran 2010 Salı

kahvaltı

Şu an tek istediğim bembeyaz masa örtüsünün üzerine pembe hasır bir servis üzerine bembeyaz porselen tabaklar.
Ortaya bal kaymak, beyaz peynir, siyah zeytin,domates, salatalık ve üzerine zeytinyağı.
iki çay bardağı...
pembe sevislere inat altına kırmızı çay tabağı...
ve karşımda sen...
çok kötüyüm bu sabah ben...
keşke yanımda olsan...

kadıköy cuma pazarı

Annemle ne zamandır gitmek istedeğimiz kadıköy cuma pazarına gittik.
Aslında iki hafta oldu gideli ama ben bu hafta koyuyorum resimleri.
Kumaş alma konusunda sınır tanımayan iki insan olarak o kadar tezgah arasında resmen kendimizi kaybettik annemle.
Kumaşlar o kadar ucuz ki...
Tanesi 50 kuruşa (şaka gibi) bir sürü parça aldık.
Tül perdeden kurdelaya astardan fermuara çeşit çeşit aksesuardan envai çeşit kumaşa herşey vardı pazarda.
Biz bu aşağıda görünen yığını aldık.
içinde şifondan,kot kumaşına, satenden, pamukluya hatta tüle kadar birçok kumaş çeşidi mevcut :))
Zor taşıdık ama değdi.
Çoktan biçildi bir çoğu hatta dikildi:)




Günün sonunda pazar çıkışında resmen pilimiz bitmişti.
Hava bunaltıcı ve yakıcıydı.
Ama pazarda gezmenin mutluluğu da o kadar keyifliydi ki:)
Ve kendimizi buz dondurmayla ödüllendirdik annemle:))



Bu pazara ilk gidişimizdi.
Ama asla son değil :))
not:internette pazara ulaşımla alakalı birçok yol tarifi okudum.Bir tanesini de giderken denedik ama boşuna yolu uzatmış olduk.
Eğer pazara Avrupa yakasından gidiliyorsa en mükemmel ulaşım için Edirnekapı - Söğütlüçeşme metrobüsüne binip Uzunçayır durağında inip metrobüs görevlilerine pazarı sormak.150 metre kadar ilerideki pazarı tarif ederler zaten.
Avrupa yakasından en kolay ulaşım budur.

21 Haziran 2010 Pazartesi

dün... 20 haziran...

ellerin ellerimdeydi dün...
sıcaklığın yanıbaşımdaydı...
huzur, güven benimleydi...
çok şükür Allah'ıma...

18 Haziran 2010 Cuma

kahve fincanı / porland porselen


Geçen gün Porland Porselen'e girdiğimde ilk gözüme çarpan Armelle koleksiyonu oldu.
Mağazadaki kız bu koleksiyonu firmamızın falan müdürü tasarladı dedi ama ne müdürüydü aklımda kalmadı tabi :))
Aklımda kalan bütün koleksiyon tabi;
ama herşeyden önemlisi bu fincanlar...
Bayıldım tek kelimeyle.
Ben böyle eski tarzdaki ayaklı fincanlara bayılırım.
Babaannemin vardır mesela bu tarz fincanları.
Ama bu koleksiyondaki modern çizgiler ve estirdiği yaz - bahar havası beni kendine hayran bıraktı.
O gün iki tane fincan almadım.Neden bilmiyorum .
Aslında hep sevgilimle balkonumuzda bir yaz gecesi yemekten sonra bu fincanlarla kahve içmeyi hayal ettim.
Ama almadım.
Ben de kendime şaştım.
Neden mi almadım.
Çok ilginçtir ki bu fincanların kıpkırmızı üzeri fiyonklu bir kutuda bembeyaz krapon kağıtları içine gömülmüş halde bana hediye edilmesini istedim.
Hayale bak :))
Hayal işte :))
Alabilirdim ama almadım. Sadece hayal kurdum:))
Ne ilginç bir insanım yaa :))
not:canım sevgilim ve canım ablam şimdi okurken siparişi verdin işte dediğinizi duyar gibi oluyorum ama valla sipariş vermedim:))
Hayal kurdum ben. Düşününce mutlu oluyorum :))

15 Haziran 2010 Salı

Yemek takımımıZzZz

Bu yemek takımımız...Bu da hediyesi:))


20 Nisan'da aldığım fakat bir türlü mağazadan eve getiremediğim yemek takımımızı dün Kütahya Porselenin Şişli'deki mağazasından alıp eve getirdim. Kocaman bir kutu ve yanında hediyesi olan bir başka kutu daha :)
Tek isteğim bu takımları canım sevdiceğimle en kısa zamanda hayırlısıyla kullanabilmek...
Amin....
not: Burcucum resimleri senin için ekledim :))

10 Haziran 2010 Perşembe

iyileştim mi ?

iyileştim mi?

galiba tam değil.

beden ve beyin ikilisinin oyunundayım.

neden kızılayda olmak istiyorum.

senin işten çıkmana tam olarak 2 saat 45 dk kaldığı için olabilir mi.

evet evet.

belki bugün birisi arar ve başvurunuz kabul edildi ..... hanım işe ne zaman başlayabilirsiniz der.

kimbilir.

belki daha da büyük bir mucize olur dimi aşkım...

8 Haziran 2010 Salı

grip

Haziranın 8'ini gösteriyor takvim.
ve ben grip oldum.
ve başım çatlıyor, burnum akıyor, üzerimdeki halsizliğin tarifi yok.
ve şükrediyorum ki herkes yanımda...
ve biliyorum ki Ankara'dan uzattığın elin hep elimde sevgilim...

sweet blog

Sevgili özlem bana bu ödülü çoook uzun zmn önce yollamıştı ama ben bir türlü yayınlayamamıştım.
Ne olur kusura bakma özlem...
Şimdi yayınlıyorum ve kendisine sevgilerimi gönderiyorum...
ve bu ödülü severek takip ettiğim tüm blog sahibelerine gönderiyorum...

7 Haziran 2010 Pazartesi

3 haziran - 4 haziran

tarih : 3 haziran 2010
saat : 13.30
yer : aşti


Ankara' ya geldim...
sana sımsıkı sarıldım...
sen işten çıkana kadar ben de işlerimi hallettim...
sonra sen işten çıktın...
saat bi an önce 6 olsun diye ne dualar ettim bi bilsen sevgilim...
tabi gene uzaktayken geçmeyen saatler beraberken su gibi aktı...
ertesi sabah senin doktorla randevun...
doktorun odasından çıktığında ağzından çıkan ilk söz ameliyat şart...
bu konu üzerine uzun uzadıya konuşmalarımız...
benim zırıldamalarım, ağlamalarım, offf napıcaz biz demelerim, ben yokken olma sakın ameliyat diye serzenişlerim...
sonra gene gözyaşı...
boğazımda bi yumrukla, istemeye istemeye istanbula döneceğimi düşünmek hem de bi kaç saat içinde...
sürekli dua etmek... hiç durmadan...
Allah'ım yardım et nolur diye...
sağlık ve huzur dileyerek...
ve bi an önce nolur Allah' ım diye ekleyerek...


tarih : 4 haziran 2010
saat : 14.30
yer : aşti

ve ben dönüyorum...


ve ben döndüm....


şu an boğazımda kocaman bi yumru öğlen telefonda tutamadım kendimi gözyaşları döküldü gene umarsızca....
çok özledim ben seni...
çok özledim bitanem....
çokkkkkkk....

5 Haziran 2010 Cumartesi

iyi ki doğdun annem...


...annem...
...canımıniçi...
...iyi ki varsın...
...seni çok seviyorum...
...beraber nice yıllara...