27 Temmuz 2010 Salı

17 Temmuz 2010 Cumartesi

tatil... / yazlık...





SAROS...
Ben tatile gidiyorum en sonunda...
Alında çalışmayan bir insan için tatil mi olur evet olur.
Denizi görmek, o kokuyu içine çekmek , annemle babmın yetiştirdiği çiçeklere bakıp hayat bulmak, babamın arka bahçeye ektiği ahududulardan gidip gelirken ağzıma atmak, uzun mangal muhabbetlerimiz, yan komşumuzla bahçede her yaz bir kez muhakkak çiğbörek partisi vermek :) (ayrıca beni bekliyorlar bu seneki parti için :)) balkonda karpuz yemek nasıl bir zevktir denize karşı çok iyi bilirim.
Denize çok yakın bir yerde doğup büyüdüğüm için çok şanslı sayıyorum kendimi.
Çünkü doğduğum yazdan itibaren her yaz tatilini sahil kenarında geçirdik biz ailece.
Harika bir zevktir.
Üniversite hayatıma girdiğinden beri yazları çok düzenli gidemiyorum.
Bu sene de geçe kaldı gidiş.
Ama olsun annemle babam beni bekliyor olacaklar sarosun en güzel noktasında ...
Babam kesin akşama mangal için balığı almıştır şimdiden...


Tatile gidiyorum ama son 4 yazdır olduğu gibi yine aklım ankarada; canım sevgilim de burda olsaydı keşke diyerek geçerek günler.
O da olacak biliyorum.
AllAh'ın izniyle o güzel günler de gelecek inşallah...
inanıyorum.

Ben tatile gidiyorum :))



14 Temmuz 2010 Çarşamba

sevgilimin hediyeleri - hair plant man:)

Aslında bir hafta oluyor sevgilimin gönderdiği hediyeler elime ulaşalı.
Ama ablamın istirahati sebebiyle onlarda kaldığım için fotoğraf makinası yanımda değildi, ablamlarınki de bozuldu geçen hafta sonu.
Telefonumla çektiğim fotoları pc yi aktarmak için de sd kartım yanımda değildi üstüne ablamlarınki de ortalarda yoktu:)
Ay ne kadar çok olumsuzluk ve hepsi de beni bulmuş :))
Eve dönüp fotoğraflarını çekmem ne zamana kısmet olacak bilemediğim için netten bu ufacık resimleri bulabildim.

Sevgilimin bana bir hediye gönderdiğini biliyordum ama ne gönderdiğini bilmiyordum.
bir gün boyunca heyecanla bekledim.
Paket gelince bizim küçük paşa da ben de bayıldık bu sevimli çim kafalı adamlara:)
hatta ufaklık sürekli teyze ne kadar sevimliler dimiiiiii deyip durdu :)

Çim adamların kafalarının üzerindeki etiketleri henüz açıp çimlenmeye başlatmadım.
Çünkü evimizde açıp çimlenmelerini görmek istiyorum ama sevgilim aç da ufaklık da görsün deyip duruyor ama ben kıyamıyorum :))
Zaten paketin içinde iki tane olunca birisi küçük yakışıklımın olur, çocuğa değişiklik olur diye düşünmüş yeğenimin düşünceli eniştesi :))
İşte bu sevimli porselen çim kafalar evimizin ilk bibloları olarak çeyizde yerlerini aldılar :)
çeyize çim kafalı adam koyan ilk kişi ben olmalıyım :))



ikili paket halinde satılan setten bir bu oturan çim kafa çıktı.
bir de bu ayakta duran çim kafa çıktı:))


Canımıniçi seni çok ama çok seviyorum...
Ve bu sevimli sürpriz için çooook teşekkür ediyorum aşkım...
Ve farkındaysan senin canımıniçi bitişik yazılmaz demene inat bitişik yazılmadığını bildiğim halde böyle daha vurgulu olduğunu düşünerek bitişik yazıyorum :))
Teşekkür ederim bitanemmm....

12 Temmuz 2010 Pazartesi

dün...


dün yanımdaydın...
ellerin, ellerinin kokusu...
şimdiden özledim....
hem de çok özledim biliyor musun :))

9 Temmuz 2010 Cuma

ablam...

Ablam...
ben hep mızmızdım o hep güçlüydü.
ben ne zaman hastalanıp sızlansam o dalga geçerdi benimle nazlı bebek diye.
o hastalansa hiç mızmızlanmazdı benim gibi.
hatta kolay kolay hastalanmaz bile.
paşanın doğumuna sayılı günler kala aldığı onca kiloya rağmen, yürümekte zorlanmasına rağmen, taaa kavacıktan beyoğluna gitmek işkence olmasına rağmen hergün işe gidip gelen,
sabrına gücüne hep hayran olduğum ablam şimdi hasta...
dün öğleden sonra müdürünün baskısıyla çıkıp eve geldi.
normalde oğlunun doktor kontrolleri dışında izin falan almaz iş yerinden.
ama şimdi...
yaklaşık bir aydır bel ağrılarıyla kıvranıyordu.
son 10 gün içinde 3 farklı doktora çıktı ve hepsi de bel fıtığı başlangıcı dedi.
en son bugün gittiğimiz doktor istirahat şart başka türlü düzelmez, hazır başındasın bu hastalığı istirahatla ve ilaç yardımıyla iyileştirmemiz şart dedi.
doktorun odasından çıktığımızda benim o güçlü ablamın ağzından sadece bir cümle döküldü;
benim daha ufacık çocuğum var naparım ben...
gözyaşlarımız birbirimize karıştı.
içim yandı...
canım çok acıdı...
daha bir ay önce canımıniçi sevgilimin hastalığı yiyip bitirmişti beni ki hala da devam ediyor içimi yakmaya şimdi de ablamın hastalığı...


bu mübarek gecede Allah'ıma o kadar çok dua ediyorum ki canımın iki yarısına ve tüm bekleyen herkese şifa versin diye...

...........
sabah bizim ailenin kralı uyandığı gibi annesine gidip annecim belinin ağrısı geçti mi iyileştin mi demiş...

bu çocuk daha üç buçuk yaşında...

nasıl annesinin gözünün içine bakıyor...
..........

yarın bir doktorla daha randevusu var.
pazar bir emar daha çekilecek.
şans ki şu an bir haftalığına annemle ablamlara gelmiş bulunuyoruz.
biz gidene kadar inşallah ağrıları biraz olsun daha azalır.
inşallah...

8 Temmuz 2010 Perşembe

Hayırlı Kandiller...

Herkese hayırlı kandiller...
Allah tüm inananların dualarını kabul etsin inşallah...