29 Ağustos 2010 Pazar

Dedemi Kaybettik...

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Saat : 10.00

İşte tam bu saate ebediyete uğurladık dedemi.

İçim yanıyor.

İçimiz yanıyor.

Nur içinde yat canım dedem...

16 Ağustos 2010 :

iftara yarım saat kala yazlık evimizden şehir merkezindeki evimize gelmiştik.Annem haftasonu salça yaparken düşmüş dizi mosmordu. Yemekten sonra dizindeki ağrı çok olduğu için acile gitsek mi diye düşünmüştük.
Yemekten sonra babam içeri gitti ve hemen balkona döndü.
Gayet sakin hadi gidiyoruz dedi.
noldu hastaneye mi dedi annem ,istemiyorum boşver sabah gidicez nasılsa dedi.
yok dedi babam aynı sakinlikle babamı hastaneye kaldırmışlar.
benim alim ayağım doşatı annem de ben de panikledik.
ne olmuş dedik fenalaşmış dedi.
teyzem aramış anneannemlerin komşuları ilk teyzemleri aramış teyzem de bizi.
apar topar hastaneye gittik.
dedem acildeydi.
sıcaktan fenalaşmış, bi de soğuk su içmiş ciğerlerde problem var zatürre başlangıcı olabilir dedi doktorlar.
bir de yüksek ateş vardı ve neden kaynaklandığı bulunamamıştı.
o gece bi süre acildeydik.
dedeme oksijen ve serum verdiler.
sonra normal odaya çıkardık.
iyiydi.
konuştu bizimle.
o gece ve ertesi gece hastanede kaldı dedem.

18 Ağustos 2010 :
çarşamba günü akşamüstü ziyeretine gittiğimde hiç konuşmadı benimle.
hatta hiçkimseyle.
sırtını dönmüştü duvara.
seslendim.eniştem seslendi.
hiç ses vermedi.
anneannem ben de seninle aşağı kadar ineyim bacaklarım tutuldu dedi.
anneannem ben ve eniştem indik. marketten bişeyler aldık anneannem yukarı çıktı.
eniştem de beni kuzenimin iş yerine bıraktı.
kuzenim 6 da işten çıkıyor. beraber çıktık.
6'yı 10 geçe annem aradı.biz hastaneye gidiyoruz dedi.
dedim boşuna gitmeyin ziyaret 7'de.almazlar içeri.
yok gidiyoruz dedi.
bişey mi oldu dedeme dedim.
hayır dedi ama sesi kötüydü.
kuzenime dedim anneni ara nasılsa o hastanede bi de teyzem aşırı panik bi insan hemen söyler ne olduğunu.
teyzemi aramamızla hastaneye ışınlanmamız bir oldu resmen.
deden ağırlaştı demiş teyzem.
halbuki zatürre teşhisi konmuştu ama yüksek ateşinin neden kaynaklandığını bir türlü bulamıyordu doktorlar.
hastaneye gittiğimizde bizi odaya salmadılar. babam bekleyin aşağı geliyoruz özel hastaneye götürüyoruz dedeni dedi.
komşuları o gece dedemi devlet hastanesine götürmüşler.


- Allah komşularından razı olsun.
ben hayatımda öyle iyi kalpli öyle iyi niyetli öyle çıkarsız insanlar görmedim.
onlar olmasaydı belki dedemi o ilk fenalaştığı 16 ağustos gecesi kaybedebilirdik. -


biz kuzenimle kapıda babamları çıkmasını beklerken hastanenin cam kapıları açıldı önde eniştemle babam arkada anneannem ...
anneannem öyle bir ağlıyor ki...
hemen onunla dedem...
sedyede...
ağzında hortumlar...
karnı inip çıkıyor...
ağlayışlarımız feryatlarımız...
eniştem kuzenim ben babam hemen anneannemle dedemi transfer ettiğimiz hastaneye gittik.
annemler devlet hastanesinde çıkış işlemleriyle uğraştılar.
hastaneye vardığımızda dedemi hemen acile almışlardı.
yanında Trakya'nın en iyi beyin cerrahı olduğu söylenen bir beyin cerrahı vardı.
hemen yapılması gerekenler yapıldı.
ve dedemi acil bir şekilde tomografiye oradan da yoğun bakıma soktular.
biz anneannemle devlet hastanesinde aşağı indiğimizde saat 6 ya 20 vardı.
biz indiğimiz sırada dedem fenalaşmış teyzem hemen doktorları çağırmış.
dedemin hastaneye yattığı son iki gündür 38 derecede seyreden ateşi birden fırlamış.
doktorlar acilen beyin cerrahına göndermemiz lazım demişler.
dedemi tomografiye gönderdikleri sırada eniştemle kuzenim annemle teyzemi almaya devlet hastanesine gittiler.
babam işlemlerle uğraşıyordu.
biz yoğun bakım katına çıktığımızda dedemi çoktan yoğun bakıma sokmuşlardı.
doktorla bir hasta bakıcı çıktı içeriden.
doktor ateşinin çok yüksek olduğunu söyledi.
bana dedemin hastane sürecini birden seyre başlayan rahatsızlığını sordu.
yani pazartesiden çarşambaya kadar geçen süreci.
anlattım bi çırpıda.
doktor zaten dedemin doktoruydu da yani dedemi tanıyordu da.
.... bey'in ateşi çok yüksek ve sebebini henüz bilmiyoruz.
bugün geçirdiği bir sara nöbeti dedi.
gözlerimdeki şaşkınlığı dr. da fark etmişti.
iyi de dedim dedemde sara yok ki...
böyle yoğun ateş ve birden yükselen ateşin tek tanımı var o da sara dedi...
ayrıca pzt. akşamı yaşadığı da sıcaktan fenalaşma falan değil o da ilk nöbetmiş dedi...
resmen yıkıldım.
dedemde sadece panik atak vardı.
ve uzun süredir devam ediyordu .
- yaklaşık 10 yıldır. -
bir süre yoğun bakımda kalacak dedi dr.
anneannem bir kere göreyim dedi nolur dedi.
olmaz teyzecim yoğunbakıma kimse giremez dedi
ama o benim 60 yıllık kocam dedi anneannem...
içim yandı...
60 yıllık kocası...
ve biri içerde...
biri dışarda...
ve ikisi de yalnız...
biri çaresiz yatıyor.
ne halde olduğunu bilmiyoruz belki de can çekişiyor.
biri onun o çaresizliğine merhem dahi olamadağı için çaresizliğine yanıyor.
doktor dedi ki bu kadar yoğun ateş beyinde muhtemel bir zarara yol açmıştır.
açmaması imkansız.
bekleyip göreceğiz.

ama size şunu söyleyeyim ki DURUMU KRİTİK...
KENDİNİZİ HERŞEYE HAZIRLAYIN...
BİZ ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ...
AMA HERŞEYE HAZIRLIKLI OLUN...
HER AN HERŞEY OLABİLİR...


saat : 19.00 ' du...
18 ağustos 2010 saat:19.00
dedem yoğunbakıma girmişti...
ve o sadece filmlerde olan yoğun bakımdaki hastayı görebildiğin ufacık pencereler sadece filmlerde vardı malesef gerçek hayatta değil.

19 Ağustos 2010 :
19 Ağustos'ta dedem hiç kimseye tepki vermedi.yanından çıkan doktorların suratları hep asıktı.o gün sabah anneannemi sadece 5 dk.lığına içeri aldılar.

dedem hiç tepki vermemiş.

anneannem kahroldu.

akşamüstü tekrar aldılar anneannemi bu sefer annem de girdi anneannemle.

gene hiç tepki vermemiş dedem.
galiba son noktadayız dedik.
annem sakın umutlanma deden iyileşebilir diye Allah'tan ümit kesilmez ama deden bizi bırakabilir dedi.
hazırlıklı ol dedi...
ağlıyordu.... çaresizdi...
bahsettiği BABASIYDI...
DEDEMDİ...

eniştem babam teyzem herkes sakın çok umutlanmayın durumu çok kritik dediler.
ama gene de insan sevdiğine ölümü kondurabilir mi...
ona ölümü yakıştırabilir mi...


20 Ağustos 2010 :
20 Ağustos günü sabah anneannemi tekrar sokmuşlar yoğunbakıma bu sefer dedem konuşmuş anneannemle.
sıkıldım ben eve gidelim demiş.
sen nerde yattın ben burdayken demiş.
o kadar sevindik ki...
döndü bize dedik.
Allah'ım onu bize bağışladı dedik.
sonra o gün 16.00 da dr.un normal odaya çıkarıcaz demesiyle havalara uçtuk.
demek ki dedem iyiydi...
demek ki...
2 gün süren yoğun bakım sürecinde bir dk dahi dedemin başından ayrılmadık.
doktorların siz gidin yapacağınız bir şey yok demelerine rağmen;
yoğun bakımda yatan tek kişi dedemdi ve biz ailece bir dk dahi ayrılmadan o yoğun bakımın soğuk ürkütücü salonunda gece gündüz bekledik...
dedemi yoğun bakımdan çıkardıklarında göz göze geldik sedyeyle beraber yürüdüm hep...
dedecim iyi misin dedim.
başını salladı.
güldüm O'na...
bana öyle bir güldü ki...
hiç gitmiyor gözümün önünden o gülüşü o bakışı...
gözlerinin içi parlar ya şeker verdiğin ufacık çocuğun aynen öyle parlıyordu gözleri.
iyi misin dedim tekrar.
sağol iyiyim sen dedi...
çok net anlaşılmıyordu ama konuşuyordu...
dedem iyiydi....
bizimleydi...
artık yoğun bakım denilen o işkence odasında değildi çok şükür ki...
dedemi hastaneye götürdüğümüz o beş günde o kadar çok dua ettik ki...
o kadar çok yalvardık ki Allah'a...
özellikle yoğun bakıma girdiği gün.
Şükürler olsun Rabbimize dedik dedemi bize bağışladı.
ama odaya geçtiğimizde işler değişti.
dedem o kadar bitkindi ki o kadar bambaşkaydı ki...
içim yandı...
bizim O'nu o hasta yatağında görmemizi istemediği o kadar belliydi ki.
dayanılamayacak kadar acıydı gözlerindeki çaresizlik.
yürümek istedi.
doktorlar izin vermedi.
hep ayağa kalkmaya niyetlendi.
kaldırmadık, yürüyemezdi, gücü yoktu.
meğer son isteğiymiş bizden.
biliyorum kalkamayacaktı ama hala keşke yürüyebilseydi kadırsaydık son bi kez taşa basamadan yürüyemeden gitti dedeciğim diyorum ablama kuzenlerime.
odaya geçtiğimizde yemek getirdiler dedeme boynuna peçete serdim.
teşekkür etti bana...
o kadar kibar o kadar saygılı bir insandı ki dedem...
sonra bir ara yanında dururken elini uzattı bana...
elini tuttum 'kusura bakma' dedi...
yanımda yattığı için özür diledi benden iki kelimeyle anladım ben...
olur mu öyle şey sen iyileş eve gidicez bak bayrama ne kadar kaldı toplanıcaz gene dedim.
o gün odada ablamın oğluna kadar herkesi tek tek sordu dedem.
babamı sordu o sırada babam hastanede değildi.
eve gittim anneme birşeyler almaya babamla geri geldik hastaneye saat 8 di.
ve dedem bi saat içinde değişmişti sanki bakışları donuk donuktu.
dede dedim bak biz geldik.
küçük damadını soruyordun bak babam geldi dedim.
babam baba ben geldim dedi dedem döndü baktı babama ve kafasını çevirdi hiç tepki vermedi....
o an içime bi ateş düştü.
dedemin bakışları bir saat içinde değişmişti...
sanki ölüm geliyordu...
ama düşünmek dahi kanımızı donduruyordu...
o gece annemi ve anneannemi hastanede dedemin yanında bırakıp eve geldik.
hep dualar ederek...
babam bir ara dedi ki ölüm döşeğindeki hastanın başında Kur'an okunurdu.
bu doktorlar insanları yoğun bakıma koyarak onu bile yaptırmıyorlar dedi.
belki dedem yoğun bakımdayken can çekişiyordu nereden bilebiliriz ki ruhundaki değişimi...
o gece geçmek bilmedi bize...

21 Ağustos 2010 :
saat 09.37'ydi babam odanın kapısına sertçe vurup ..... kalk hemen hastaneye gidiyoruz dediğinde...
noldu diye yataktan fırladım ....
deden ağırlaşmış çabuk dedi.
6 dk içinde evden nasıl çıktığımızı hatırlamıyorum.
arabaya binerken ölmüş mü dedem dediğimi hatırlıyorum.
babam hayır dedi.
hastaneye gittiğimizde teyzem eniştem annem anneannem odanın kapısındaydılar.
herkes ağlıyordu.
annem kafasını salladı umut yok manasında...
olamaz dedim...
bekledik bir süre sonra teyzem aşağıdan bir su alalım ilacımı içeyim dedi.
aşağı indik suyu aldık ve eniştem yanımızda bitti.
teyzem babam dedi....
ben dinlemeden koştum yukarıya
dedem dedim ağlayarak annemleri gördüğümde...
kim ne dedi kime ne sordum hatırlamıyorum.
tek hatırladığım hastanenin merdivenlerine dedem diye ağlayarak yığılıp kaldığım...


sabah hemşireler kahvaltı getirmişler annem yiyemez süt getirir misiniz demiş.

ılık süt gelmiş.

annem 2 çay kaşığı vermiş içmiş dedem.

üçüncüyü içememiş.

ısrar etmemişler.

bi kaç dk sonra annem kapıdaymış anneannem .... yetiş baban nefes almıyor demiş.

annem odaya girmiş.

hemen babam nefes almıyor demiş odanın karşısındaki hemşirelere.

şans ki beyin cerrahı olan dedemin doktoru da o anda ordaymış.

bikaç dk içinde bir sürü makineler hemşireler ve tam 5 doktor girmişler odaya.

annemler dışarıda çaresiz...

biz gitiğimizde dedem son nefeslerini veriyormuş meğer.

biz teyzemle aşağı indiğimiz sırada doktor bey odadan çıkmış ve başınız sağ olsun demiş...

saat 10.00 du dedemi kaybettiğimizde...

21 ağustos 2010 saat 10.00


anneanneme hemen sakinleştirici iğne yaptılar bizi başka bir odaya aldılar.

bir süre sonra doktor anneannemle annemi dedemin yanına götürdü...

son kez gördüler dedemi o yatakta.

ben dayanamam diye babam salmadı beni.

yaklaşık yarım saat sonra dedemi çıkardılar odadan.

sedyede boylu boyunca yatıyordu her tarafından çarşafı sımsıkı sıkıştırmışlardı.

yüzü kapalıydı...

tıpkı filmlerdeki gibi...

bu sefer bir gerçekti yaşadığımız...

acı bir gerçek...

can yakıcı bir gerçek...

küçük teyzemler ve ablamlar şehir dışında olduğu için ve ikindiye yetişemeyecekleri için pazar günü öğlen namazına karar verildi dedemi defnetmek için.

eş dost akraba herkese haber verildi.

duyan herkes geldi anneannemlerin evine.

gözyaşları durmak bilmedi...

meğer dünkü iyileşmesi sonmuş...

son kez göstermiş bize kendini.

Allah'ıma şükürler olsun ki dedemi bize son kez gösterdi.

binlerce şükür....

22 Ağustos 2010

sabah saat 10 da başladı belediye hoporlörünün anonsu.

ardından camiden yükselen sela sesi...

saymaya başladı belediye görevlisi tek tek isimlerimizi...

en son biz torunlar...

.............. 'nın dedeleri...

........ ilkokulu eski müdürlerinden emekli öğretmen ..... ...... Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur.

dedemdi...

ölmüştü...

yoktu...

bi kaç saat sonra evin önüne ruhu sonsuzluğa karışan cansız bedeni gelecekti.

can nasıl dayanırdı bu acıya.

ve o saat geldi çattı.

saat 1'e geliyordu evin önüne indiğimizde.

cenaze arabası göründü.

dedeciğim bir tabut içinde.

merdivenlerin başına kurulan sandalyelerin üzerine koydular tabutunu.

sonra yüzünü açtılar feryat figan gözyaşı karıştı birbirine.

bir ara fenalaştım en küçük kuzenimle abim zor tutttular beni.

bütün kuzenler birbirimize sarılıp güç aradık birbirimizden.

annemlerin feryatları...

hele ki anneannemin....

..... nasıl bıraktın beni....

nasıl gittin ......

......................

son kez baktık dedeme...

uyuyordu sanki....

helallik istedi imam...

helal olsun dedik...

sonra camiye götürdüler dedemi.

kuzenlerimle hepimiz gittik.

halamın kızı da gelmişti yanımıza bize destek olmaya iyi ki gelmişti.

yoksa ablamla ben yığılıp kalırdık.

namazı kılındı dedemin...

ordan mezarlığa gittik...

kara toprağın altına sakladık O'nu...

mekanı cennet olsun...

nur içinde yatsın inşallah...

seni seviyorum canım dedem...

emanetin gözümüzün bebeği anneannem senin 60 yıllık karın emin ellerde sen ruhut uyu...

şu an hala ağlıyorum...

ne büyük bir acı bu...

annem hep derdi ki Allah sıralı ölüm versin kızım.

ne demek istediğini camiye bikaç ay önce bir tarfik kazasında 7 yaşındaki oğlunu kaybeden bir yakınımız geldiğinde anladımç

dedem tam 80 yaşındaydı.

kızlarının mürüvvetini görmüş...

torunlarının hepsinin mürüvvetini göremese de üniversiteyi kazanmalarını bitirmlerini görmüştü.

sıralı ölüm bu olmalıydı.

yaşayabileceğin tüm duyguları ne varsa bu hayata dair hepsini yaşayıp göç etmek bu dünyadan.

NUR İÇİNDE YAT DEDECİĞİM...

MEKANIN CENNET OLSUN...

KABRİN NURLA DOLSUN...

13 Ağustos 2010 Cuma

Kaç Saat Kaldı?

Du bakiim :))
Bir aksilik çıkmazsa Allah'ın izniyle tam tamına 5 saat :))
Ne yani sadece 5 saat mi kaldı gelmene sevgilim :))
Hazır mıyım daha değil :))
Fırında makarna yapacağım daha sana :))
çabukkk gellllll :))

Güzel Haberler :)

Bugün üniversite sınav sonuçları açıklandı.
İnşallah sınava giren herkes dilediği bölüme yerleşmiştir.
Teyzemin kızıyla amcamın kızının kızı sınava girmişti bizim ailede.
Heyecanımız çoktu.
Bugün hayırlısıyla güzel haberlerini aldık ikisinin de :)
Çok mutluyuz.
Kuzenim yani teyzemin küçük kızı bizim anne tarafındaki tekne kazıntımız ;
Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü kazandı.
Çok mutlu oldum kuzum adına.

Asıl benim için en güzel sürprizi amcamın torunu yaptı.
Kızımız zaten 500 küsur puan yapmıştı Türkiye ilk 900' ünün içindeydi veeeeeeee
Bilkent Üniversitesi Yarı Burslu Mütercim Tercümanlık Bölümünü kazandı :)
Ailede ikinci aynı bölüm oldu böylece.
Küçük teyzemin büyük kızı da Hacettepe Mütercim Tercümanlıktan mezun.
O kadar sevindim ki çok iyi bir iş ve çok güzel para kazandırıyor.
Şimdi iki tarafta da sevinç tavan yapmış durumda :))
Bizim küçük kızlarımız büyüdü ve üniversiteli oldu şaka gibi :))
İnşallah ikisine de hayırlısıyla bitirip güzel bir iş bulmak nasip olur.


Tabi kuzenim kızı ankarayı kazanınca benim sevincim iki kat daha arttı:))
Zaten onun da ilk sözü sen ne zaman gidiceksin hayırlı haberler ne zaman dedi :)
Dedim sen git ben de gelicem arkanızdan :))
Artık ...... ablam ve kızı da Ankaralı olacak:) ne güzelllllll :))
İzmir'de de bir kapımız olacak :))

Hayırlı Olsun.

12 Ağustos 2010 Perşembe

Bir Yıl Önce / Jandarma

Tam bir yıl önce bugündü.
Birliğine teslim olmuştun.
Benim yarim Zonguldak'ta jandarma jandarma diyip duruyordum :)
Sonra sen ocakta döndün asker ocağından...
Tam bir yıl önceydi...
Ne çok ağlamıştım...
Allah asker yolu bekleyen herkese hayırlısıyla kavuşmayı nasip etsin.
Bilirim zordur asker yolu beklemek.
Saatlerce elinde telefonla ha çaldı ha çalacak diye yüreğin ağzında yaşamak.

Çok şükür bitti gitti.

'' Hani demiştin ya bi nefeste diye...

O bir nefesi bir sen bilirsin bir de ben...

Seni seviyorum... ''

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Hayırlı Ramazanlar

11 AYIN SULTANI
Gerçekten de tüm iltifatları fazlasıyla hakeden bir ay başlıyor tüm müslüman alemi için.
Tüm inananlara bolluk, bereket, huzur ve sağlık dolu bir ramazan diliyorum.

Herkese HAYIRLI RAMAZANLAR....

10 Ağustos 2010 Salı

asma yaprağında sardalya

şimdi sardalyanın en güzel zamanı...
hele asma yaprağına sarılıp piştiyse...
hele bi de babam pişirdiyse mangalda...
missss....

6 Ağustos 2010 Cuma

arkadaşımın hediyesi yeni makyaj paletim


geçen akşam sözlenen arkadaşıma bugün söz tebriği için gittik annemle.
arkadaşım şırnak'ta öğretmenlik yapıyor orada makyaj malzemelerinin çok çeşitli ve hesaplı olduğundan bahsetmişti.
hatta sana da göndereceğim demişti de ben adresi yollamayıp bunu engellemiştim :)
gelirken bana bu makyaj paletini getirmiş canım arkadaşım.
sözden önce ikimiz de yazlıklardaydık orada görüşmüştük hediyesi kışlık evde kaldığı için bugün kısmet oldu bana vermesi.
çok güzel kapsamlı bir palet. içinde rimel hariç bütün makyaj malzemeleri var.
özellikle farların hepsi simli en çok buna bayıldım :)
bol bol teşekkür ettim ona.
aslında çok makyaj yapmıyorum uzun zamandır.
eskiden çok yapardım ama şimdi nedense çok zor geliyor makyaj yapmak.
arada dışarı çıkarken sadece rimel ve allık sürüyorum.
sevgilim de pek sevmiyor hatta hiç yapma makyaj böyle daha güzelsin diyor ama gene de ben bi tek o Ankara' dan geldiği zamanlar yapıyorum diyebilirim.
şimdi makyaj yaparken bu seti kullanacağım:)
kısmetse ilk olarak da arkadaşımın nişanında yeni makyaj paletimle yapacağım makyajımı.

5 Ağustos 2010 Perşembe

arkadaşım sözlendi dün gece...



dün gece en yakın arkadaşlarımdan biri sözlendi.
çok heyecanlıydı.
ilk defa en yakın bir arkadaşım sözleniyordu :)

biz bu arkadaşımla ortaokul ve liseyi anadolu lisesinde beraber okuduk.
bu eylülde arkadaşlığımız 13 seneyi geride bırakacak.
çocuktuk ufacıktık anadolu lisesine geldiğimizde şimdi herkes yavaş yavaş evlenmeye hazırlanıyor.
o günlerden geriye sadece 4 arkadaşım var kardeşim gibi sevdiğim sık sık görüşemesek de birbirimizi asla unutmadığımız.
ilk fireyi dün verdik :))

dün gece söz verildikten sonra mutfakta birbirimize sarıldık azıcık gözyaşı döktüm içim bi garip oldu.
inşallah hep çok mutlu olurlar.
6 yıldan beri süren mutlulukları daim olur inşallah...

dün bütün gün terzide kuaförde ve heryerde onun gelin kaprislerini çektim o kadar güzeldi ki :)

damat da okuldan arkadaşımız bizden bir üst dönemdi.
tebrik ederken bak dedim artık eniştemiz oldun sakın üzme kızımızı :))

ha bi de damadımız o kadar rahattı ki ablası gelinimiz biz hepimiz hayretler içinde onu izledik bütün gece :)
hele kahvesinden ilk yudumu aldıktan sonra bunun tuzu az olmuş demez mi :))
hem de bi yanında kayınpederi bi yanında kendi babası :)
öldük gülmekten:)

sonra söz bohçası açıldı.
dediler ..... sen aç aldım bohçayı elime neden ben dedim.
arkadaşımın babaannesiyle annesi sen aç gelinin en yakın arkadaşı komşusu bekar kim varsa o açar ki sıra ona gelsin dediler :)
sonra kayınvalide dedi ki bilmeden aldın eline bohçayı sıra sendeymiş demek ki :))
vallaha mı dedim içimden :))
daha da bi mutlu oldum açarken:)

bayramın 2. günü kısmetse nişanları olacak sonra canım arkadaşım taaa şırnak uludereye gidecek orada öğretmen malesef:(

inşallah herşey gönüllerince olur.

resimdeki tülbent de sözde bana ayırdıkları tülbent.
renklerini oyasını çok beğendim.
bu da sözden bana hatıraydı...

3 Ağustos 2010 Salı

Çiçekli elbise



Bol çiçekli yeni elbisem.
Kumaşını kış başında beşiktaş pazarından ilk görüşte bayılarak alıp hemen biçmiştim ve öylece bırakmıştım.
Şimdi yaz gelince çıkardım kenardan diktim.
Çiçekli böcekli:)
Baktıkça içim açılıyor resmen :))
Kendi kendime yetecek kadar basit modeller dikerek de olsa dikiş dikmeyi öğrendim az biraz artık :))
Bu kendime diktiğim üçüncü elbisem mesela diğerlerinin de fotolarını ekleyeceğim yavaş yavaş.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

ANKARA ' dan ...

27 Temmuz 2010
Annemlerin kaldığı odadan Ankara ...

sevgilim...
çok özledim...