30 Kasım 2010 Salı

MiM

Enn Moda BRC'cum beni mimlemiş :)
Çok teşekkür ediyorum ve hemen başlıyorum :)

_En sevdiğiniz kelime: Huzur ... 

_Nefret ettiğiniz kelime:  ruh halime göre değişir :) bişey diyemeyeceğim o yüzden :)
_Ne sizi heyecanlandırır: Bazen tek bi söz :) Bazen tek bi satır :) Yani hissettirdiğine bağlı :)))
_Heyecanınızı ne öldürür: Asık suratlar, kararsız ve isteksiz cümleler,kem gözler ...
_En sevdiğiniz ses: O'nun sesi... tabi ki... :) 
_Nefret ettiğiniz ses: Sabah alarmı
_Hangi mesleği yapmak istemezsiniz: Veterinerlik ve cerrahlık
_Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz: Uçabilmek isterdim bi de ışınlanabilmek :) 
_Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: Böyle iyiyim bin şükür :)
_Nerede yaşamak isterdiniz: ANKARA... Bloğumun adından da anlaşılacağı üzere :))
_En önemli kusurunuz: Hemen sinirlenirim ve o an ağzımdan çıkan hiçbir şeyin farkında olmam :)(ne kadar farkındalıklı bir cümle oldu :)
_Size en fazla keyif veren kötü huyunuz:  Gece yatmak bilmemek; Sabah da kalkmak bilmemek :) (teyzemin meşhur sözü :))
_Kahramanınız kim: :))))
_En çok kullandığınız kötü kelime: Beyinsiz :)
_Şu anki ruh haliniz: Garip  :)
_Hayat felsefenizi hangi slogan özetler: Slogan falan değil valla benim hayat görüşüm şu ki ;
nefes alabildiğin her ana; sana sunulan herşeye şükretmesini bileceksin.

_Mutluluk rüyanız: Sevgilimle son nefesimizi verene; Allah canla bedeni ayırana kadar elele huzur ve sağlık içinde yaşamak, sevdiklerimizle ve sevdiğimiz şehirde :)
_Sizce mutsuzluğun tanımı: Bi başına kalmak. 
_Nasıl ölmek isterdiniz: Huzur içinde...
_Öldüğün zaman cennete giderseniz Allah’ın size ne söylemesini istersiniz: .....
 
 
 Adet olduğu üzere ben de bu mimi bir başka Burcu'ya Moda Vesaire'ye yolluyorum :))

24 Kasım 2010 Çarşamba

Öğretmenler Günü



Başta canım annem ve babam olmak üzere;
 tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.


23 Kasım 2010 Salı

Kara Orman Pastası



Bayram bitti ama bendeki miskinlik gitmedi.
Ben bloğa resim eklemeye,yazı girmeye üşeniyorum galiba:)
Bu enfes kara orman pastasını yapalı neredeyse 2.5 ay oldu.
Tarif yayınlandıktan bikaç gün sonra yapmıştım aslında :)
Tarif çok severek takip ettiğim Hünerli Bayanlar 'dan.
Tarif aslında pudingli kek in tarifi.
Ben sadece keki pişirdikten sonra Müge Hanım 'ın da dediği gibi ;
ikiye bölüp arasına ve üzerine krem şanti,vişne ve damla çikolata ekledim.
Böylece pudingli kek harika bir kara orman pastasına dönüşüverdi birden :)

Tarifin adresinde de denildiği gibi kekin hafif nemli bir yapısı var.
Ve bence kakaolu bir keke en yakışan özellik de bu.

16 Kasım 2010 Salı

Kurban Bayramınız Mübarek Olsun

Mübarek Kurban Bayramının Tüm İslam Alemi için hayırlara vesile olmasını

ve

bu bayram tüm inananların tüm dileklerinin gerçek olmasını dilerim...

Hayırlı Bayramlar...

11 Kasım 2010 Perşembe

Teyze Pudingi

Dün akşam üstü puding poşeti görünce
Teyzem gelsin bana tatlı yapsın diyen yavrum benim...
Canımın içi yeğenim...
Teyzesini tatlıyla özdeşleştiren ;
Canı tatlı isteyince ;
Teyzem gelsin yapsın diyen kuzum benim
Çooook özledim seni bitanem.
Kaç saat kaldı gelmenize
Du bi sayayım :)

Gelince yeni baskılarını yapıcaz sulu boyalarımızla.
Sakın unutma getirmeyi;
biliyorum unutmazsın ama  neyse :))

10 Kasım 2010 Çarşamba

9 Kasım 2010 Salı

Desenli Tunik




Bu kumaşı cumartesi aldım pazar hemen geçtim makinanın başına ve sonuç :)
Ne zamandır aradığım desenli kumaşları bulunca çok sevindim.
Tuniğin kumaşı sürekli boynuma sardığım paşmina şalların kumaşından.
Ve 50 kuruşa aldım :)





Her zamanki gibi bol çalıştım.
Bir de bayağı uzun oldu.
Annem içine bir kaç tane daha sen girer bunun niye bu kadar bol dikiyorsun dese de ben seviyorum :)
Model yanılmıyorsam Burda dergisi Ocak 2010.

7 Kasım 2010 Pazar

Ben Şimdi ...



Ben şimdi sevgilimle böyle yeşillikler arasında ,
Elimizde sıcacık çay termoslarıyla ,
Oturup havayı içime çekmek istiyorum.
Yüzümde güller açsın istiyorum gözlerimiz her değdiğinde gözlerimize ...
Mekan Ahlatlıbel de olabilir Gölbaşı da ...


ben şimdi istiyorum...

ben şimdi diliyorum...

6 Kasım 2010 Cumartesi

Blog Ödülüm



Sevgili Enn Moda yollamıştı bana bu ödülü.
Ama malesef benim o sıralar internete bağlanamama problemim olduğu için geç gördüm.
Tabi yayınlamam da geç oldu.
Burdan kusura bakma diyorum sevgili Enn Moda'ya :)
Aslında ödülün kuralı 15 kişiye yollamak ;
Ama ben zaten geç yayınlayabildiğim için
Herkes çoktan ödüllerini yayınladı.
O yüzden bu sefer takip ettiğim tüm blog sahibelerine yolluyorum.

5 Kasım 2010 Cuma

Ecevit ...



2006 5 Kasım 'ında aramızdan ayrıldı Ecevit...
Dedemle bir gün arayla ebediyete göçtüler tabi 7 sene arayla.
Ben hiç siyaset adamı olarak bakamadım O'na .
Nedense hep balcı dedeme benzettim onu.
Aslında hiç benzemiyorlardı.
Tek ortak noktaları ideolojileriydi.
Ve hep sanki ecevit benim dedemmiş gibi sevdim onu.
Hiç tanımadığım 3. dedem gibi.
Saçma gelebilir.
Ama ben öyle hissediyorum.
Cenazesine eskişehirden kalkıp gelmiştim.
Ne kadar çok ağlamıştım beşevlerde partinin önüne geldiğinde tabutu.
O gün Ankara'nın soğunda o kalabalık kortejin içinde biz de vardık ailece.
Sadece mezarlığa gitmemiştim.
Oraya da ertesi gün gitmiştim.

Karaoğlan...
Nur içinde yat...

Dedem... Balcı Dedem...

Canım dedem...
Öğretmen dedem...
Müdür dedem...
Balcı dedem...


Tam 11yıl bitti sen gideli...

Ben hala alışamadım...
Hala her gidişimde babaannemi ziyarete o hasta yattığın yatağa bakmak için
Arka odaya giderim kapıdan bakarım.
Ve hala içeri giremeyip kapıdan kafamı uzatıp kaçarım.
Sanki sen ordaymışsın gibi gidip seni görememek...
Sahi kaç sene giremedim ben odaya...

Bugün mezarlıkta o ilk oraya gidişimiz geldi aklıma seni orada bırakışımız...
Dayanamadım...

En küçük torunun...
Son göz ağrın...
En sevdiğin torunun...
Hep şımarttığın torunun çok özledi seni...

Huzur içinde uyu...

Hani derdik ya rüyalarım olmasa diye...
Nasıl da eğlenirdik söylerken..
................

3 Kasım 2010 Çarşamba

Deprem ve Korku

Bu sabah 5 e 10 kala o kadar büyük bir sarsıntıyla uyandım ki anlatamam.
Sanki biri yatağı tutmuş deli gibi sallıyordu.
Dolapların kapaklarından sesler geliyordu.
Yaşadığım korkunun tarifi yoktu.
DEPREM OLUYORDU !!!

Anne diye bağırdım ama sesim ne kadar çıktı bilmiyorum.
Yaşadığım paniği anlatamam.
O anda soğukkanlı olmak mümkün bile değil zaten.
Malesef ki.
Deprem bitince annem yanıma geldi biz ikimiz de ağlıyoruz babam bizi sakinleştirmeye çalışıyor.
Kalktık acaba istanbuldaki büyük deprem miydi bu diye.
Bekledik biraz.
Ablamları aramaya çekindik çünkü eğer deprem buralarda olduysa ablamı panik hale getirmeye gerek yoktu.
Kandillinin sitesinde henüz depremin kaydı yoktu.
10 15 dakika sonra ntv hemen alt yazı girdi.
Sonra spiker açıklama yaptı.
Depremin şiddeti 5.3' tü.
Merkez üssü Saros Körfezi açıklarıydı.
Çanakkele Gökçeada açıkları.
Yani burnumuzun dibi.
Normaldi bu kadar çok sallanmamız.

Titremem geçmek bilmedi gözlerimden akan yaşlar da durmak.
O kadar çok korktum ki.
Ya bişey olsaydı diye.
Biliyorum korkunun ecele faydası yok ama insan korkuyor işte.
Ya bişey olsaydı sevdiğimi düşündüm; ablamları düşündüm.
Anneannemle, babaannemi düşündüm.

Allah'ıma şükrettim hem de çok.
Bizi koruduğu için.
Ve dualar ettim bizi korusun ,tüm sevdiklerimizi korusun felaketlerden diye.

Bu kadarla atlattığımız için bu depremi şükürler olsun.
Ve Allah beterinden korusun...

2 Kasım 2010 Salı

Türk Kızılayı


29 Ekim 4 Kasım tarihleri arası Türk Kızılayı Haftasıdır.
Türk Kızılayı Türk milletinin ve hatta tüm dünyanın bir felaket esnasında her daim yanında bulunan maddi ve manevi desteğini esirgemeyen milletimizin gururu olan bir kurumdur.
(Türk Kızılayı ile bizim aramızda manevi bir bağ var :))

Türk Kızılayı seninle gurur duyuyoruz...